içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İNSANLIK SİL BAŞTAN

Küresel İllüzyonun Sonu: Kolombiya’nın İşgali ve "Sil Baştan" Düzeni

Dünya artık eski dünya değil. Uluslararası hukuk, demokrasi nakaratları ve evrensel değerler maskesi, Amerika’nın  Venezuela müdahalesiyle birlikte yerle bir olmuştur. Bu olay, modern görünümlü dünyanın aslında "İlk Çağ" karanlığından farksız olduğunu, sadece silahların ve aktörlerin değiştiğini kanıtlamıştır. Artık kimsenin kimseye borcu, hiçbir kurumun hiçbir devlete teminatı kalmamıştır. Vahşi Batı’nın kovboy mantığı, "Hukuk benim namlumun ucundadır" diyerek geri dönmüştür.

Uluslararası Hukukun Ölüm İlanı

Yıllarca "insan hakları" ve "demokrasi" ambalajıyla servis edilen uluslararası sistem, aslında bir illüzyondan ibarettir. Kolombiya’da meşru bir liderin zorla alıkonulması ve bir devletin egemenliğinin hiçe sayılması, Birleşmiş Milletler gibi yapıların sadece güçlülerin suçlarını örtbas eden birer "noter" olduğunu tescillemiştir. Bu saatten sonra adalet beklemek, bir kurdun insafına sığınmaktan farksızdır. Bugün Kolombiya’nın başına gelen, yarın kapısını çalmayacağı hiçbir devlet için garanti altında değildir.

"Kendi Şapkanı Başında Tutma" Devri

Gelinen noktada her devlet, kendi coğrafyasının ve kaderinin tek efendisi olmak zorundadır. Artık savunma mekanizmalarını dış güçlere ihale eden, güvenliğini okyanus ötesi ittifaklara bağlayan her yapı çökmeye mahkumdur.

Tam Bağımsız Savunma: Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere, bu haydut düzenine boyun eğmek istemeyen her devlet, savunma teknolojisini, enerji yapısını ve silah gücünü en uç noktaya taşımalıdır.

Caydırıcılık Sınırı Yoktur: Süslü cümlelerle örülü "silahsızlanma" tuzaklarına düşmeden, kimyasal ve nükleer dahil olmak üzere, her türlü savunma ve caydırıcılık aracına sahip olmak artık bir seçenek değil, beka meselesidir.

III. Dünya Savaşı Bir İllüzyondur

Kamuoyunda beklenen büyük bir dünya savaşı yaşanmayacaktır. Çünkü "Devler" (ABD, Çin, Rusya) kendi aralarında bir tiyatro oynamakta, birbirleriyle savaşmak yerine zayıf gördükleri ülkeleri (Irak, Suriye, Kolombiya, İspanya) piyon olarak kullanıp "sıvılaştırmaktadır." Onlar viskilerini yudumlarken ekran başında bir film gibi izledikleri şey, aslında kurban ettikleri küçük devletlerin kanıdır. Madura örneği göstermiştir ki; güç odakları birbirinin evine girmez, sadece masadaki piyonları devirirler.

Karar Eşiği: Oyuncu mu, Oyuncak mı?

Türkiye ve benzeri devletler için yol ayrımı nettir:

Ya Piyon Olacaksınız: 80 yıldır olduğu gibi uydulaşmış bir yapı içinde, başkalarının yazdığı senaryolarda figüranlık yapacak ve bir gün harcanmayı bekleyeceksiniz.

Ya da Masayı Kuracaksınız: Kendi hukukunuzu, kendi demokrasinizi ve en önemlisi kendi aşılmaz savunma duvarınızı inşa ederek masada "oyun kurucu" bir aktör olacaksınız.

15 Temmuz’da içerideki hainlerle denediklerini, bugün sınır ötesinde farklı senaryolarla deniyorlar. Bu zinciri kırmanın tek yolu, uluslararası sistemden medet ummayı bırakıp, "Güçlü olan haklıdır" gerçeğine göre kuşanmaktır.

Sonuç olarak; Süslü kelimeler karın doyurmaz, kağıt üzerindeki hukuk işgalleri durdurmaz. Eğer yarın bir gün kapınıza bir haydut dayanmasını istemiyorsanız, o haydudun elindeki silahtan daha güçlüsünü bugünden kuşanmak zorundasınız. İnsanlık için "sil baştan" dönemi başlamıştır; bu dönemde sadece kendi gücüne yaslananlar ayakta kalacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum