içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

KAHVE MOLASI: KEŞKE DEMEDEN

 

KEŞKE DEMEDEN

Ah, hayatta bazen öyle anlar vardır ki, istediğimiz şeyleri zorlamaya kalkarız, değil mi? Ama işte o zorlama, bize sağladığı olumlu getiriden çok, belki de hiç farkında olmadığımız nice olumsuzlukları hayatımızdan söküp atar, götürür gider. Bunun farkına o an varamayız, ne yazık ki… Ama zaman biraz geçtikten sonra, içimiz burkularak “Keşke şöyle olsaydı, keşke böyle olsaydı…” demeye başlarız. İşte pişmanlık tam burada başlıyor, işte keşkeler tam burada filizleniyor.

Maalesef bu durum o kadar geniş bir alanı kapsıyor ki… En basitinden bir ev almaya niyetleniriz, üsteleriz, fiyatta anlaşamayız, derken bir sürü şey… Aradan zaman geçtikten sonra o evle ilgili olumsuz bir şeyler duyduğumuzda derin bir nefes alır ve içten içe “İyi ki de olmamış!” deriz. İşte o anda anlarız ki bazen olmaması da bir lütufmuş meğer.

Peki ya günümüzün gençleri? Hani onlar her şeyi böyle bir anda olsun, bitsin isterler. Önünü arkasını çoğu zaman düşünmezler bile. Ve maalesef en çok da evliliklerde bunu acıyla yaşıyorlar. “Bugün arife, yarın bayram” diye güzel bir tabirimiz vardır ya bizim Türkçemizde… Birisiyle tanışırlar, kısacık bir flört, birkaç görüşme derken hemen bir evlilik kararı alıveriyorlar. Hatta bazen büyüklerinin fikrini hiç sormadan, sadece kendi bildiklerini okuyarak bu kararları veriyorlar. Oysa ki, canım, bu kararlar hayatımızın en büyük dönüm noktalarından biridir. İşte tam da burada tecrübe gerçekten çok ama çok önemli.

Bir düşünsenize… Büyüklerimizin tecrübelerinden birazcık yararlansalar, onların söylediklerine biraz kulak verseler, belki de o kurulan evliliklerin birçoğu hemen ertesi gün adliye koridorlarında son bulmazdı. Ama ne yazık ki gençler bunları pek dikkate almıyor. Onlar kendi özgürlüklerine kavuşmuş, kendi fikirlerini ve kararlarını verebilecek yaşta olduklarını düşünüyorlar. Hâlbuki bakın, bizler bile bu yaşımıza gelmişiz – kendi adıma konuşayım – ben hâlâ zaman zaman anneme sorarım: “Bunu nasıl yapayım? Şu nasıl olsun?” diye. Çünkü biliyorum ki tecrübe hayatımızda gerçekten çok ama çok kıymetli.

Keşkelerle dolu bir hayat yaşamaktansa, o tecrübelerden faydalanarak yolumuza devam etmek, belki de bizi birçok yanlıştan alıkoyacak. Evlilik yaşantısında da böyle, normal hayatta da, öğrencilikte de, iş hayatında da… İstişare yapmak, yani danışmak, fikir alışverişinde bulunmak her zaman iyidir. Tabii ki size söylenen her fikri olduğu gibi benimsemek zorunda değilsiniz. Ama mutlaka içinden ufacık bir tüyo alabilirsiniz. İşte o tüyo size yol gösterecek küçük bir ışık, belki de karanlıkta yanan bir ampul olur. Ve o ampul hayatınızda çok şeyi değiştirebilir, buna inanın.

O yüzden bu tür dayanışmalar, bu tür istişareler insan hayatında çok önemlidir. Ve ben özellikle bir kez daha, yürekten seslenmek istiyorum gençlere: Lütfen, lütfen büyüklerinizin tecrübelerinden yararlanın! Çünkü onlar bu hayata yıllarını vermişler, acısıyla tatlısıyla, gözyaşıyla gülüşüyle o olgunluk basamaklarını tırmanmışlar. Kimisi birer birer çıkmış, kimisi onar onar ama hepsi arkalarında büyük bir birikim, adeta dev bir hazine bırakmışlar. İşte bu hazineden, bu birikimlerden hep birlikte faydalanalım.

Bunlar hayatımızda gerçekten çok önemli dönüm noktaları olabilir. Benim rahmetli bir anneannem vardı, onunla oturup sohbet etmeyi çok severdim. Kendisi adeta bir kütüphane gibiydi; ilkokul üçüncü sınıfa kadar okumuştu ama onun matematik zekası –inanın– şu anki ben kendimde göremiyorum. Öyle pratik, öyle kıvrak bir şekilde matematiği yapardı ki… Üstelik tarihin geçmişini birebir yaşamış biri olarak bize o kadar çok şey anlattı ki, bilgi dağarcığımızı nasıl geliştirdi, anlatamam. İşte büyüklerimiz bizim için birer kütüphane, birer ışık kaynağıdır.

Hayatımızda keşkelere yer kalmasın. Lütfen büyüklerimize yer açalım, onların söyledikleriyle bir nebze de olsa hareket etmeyi öğrenelim. Elbette sizlerin de kendi tecrübeleriniz, kendi hayat bilgileriniz var, hem de kat kat fazla. Bunu asla inkar etmiyoruz. Ama unutmayın ki her yaşın bir tecrübesizliği olduğu gibi, her yaşın bir tecrübesi de vardır. İşte o hassas çizgiyi yakalayabilmek, hem sizin için hem de bizler için çok kıymetli. Sadece sizleri kastetmiyorum, bizler bile bu yaşımızda büyüklerimizin tecrübelerine ihtiyaç duyuyoruz. Doğru kararlar vermek, yanlışlara sapmamak için… Çünkü yanlışın yaşı olmaz, yanlış her yaşta yapılabilir. Hata her yaşta yapılabilir. Ama asıl olan, iş işten geçtikten sonra zararın neresinden dönülürse kârdır, değil mi?

İşte bu yüzden, lütfen, büyüklerinizin ellerini bırakmayın. Onların tecrübeleri, sizin geleceğinize ışık tutacak en güzel yol arkadaşınız olsun.

asicieminebetul@gmail.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum