içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

KAHVE MOLASI : İftar israf olmasın

Ramazan'ın Onuncu Gününde Gönüllere Dokunan Bir Selam Ramazan-ı Şerif'in onuncu gününe ulaştık bugün. Nasipse orucunu tutan da tutamayan da var; ama önemli olan bu mübarek ayın ruhunu hep birlikte hissetmek değil mi? Bu vesileyle, tutan da tutmayan da hepimize selam olsun diyorum. Çünkü Ramazan, sadece aç kalmak değil; kalpleri açmak, gönüllere dokunmak, maneviyatla dolup taşmak demek.

 

Ne güzel bir iklimdeyiz değil mi? Ramazan'ın ruhu, maneviyatı, huzuru… Eminim hepimiz, işimizde, evimizde, sokakta, her an bu güzellikleri derinden hissediyoruzdur. Ama bu ayın en güzel yanlarından biri de şüphesiz iftar sofraları. O akşam saatlerinde ezan sesiyle birlikte açılan eller, açılan oruçlar...

 

Aynı anda kaşıklanan çorbalar, aynı kaptan paylaşılan yemekler… İşte o an, tarifsiz bir huzur, anlatılmaz bir lezzet var. Sadece mideler değil, gönüller de doyuyor o sofralarda. Ama ne yazık ki işin bir de düşündürücü yanı var: İsraf. İftar sofralarımız, bereketin simgesi olmaya devam etsin ama sakın ha israf sofrasına dönüşmesin. Ramazan'da canımız her şeyi çekiyor, misafirlerimizi ağırlamak, güzel sofralar kurmak istiyoruz elbette. Bu çok kıymetli bir gelenek.

 

 Peki, tüm bu güzellikleri yaşarken biraz da israftan kaçınalım mı? Ne dersiniz? Sanırım bu konuda hepimiz hemfikiriz. Sunumlar güzel olsun, her çeşitten tadına bakalım istiyoruz ama işte bazen elimiz fazla mı kaçıyor? Biraz daha dikkat, biraz daha özenle hem israf etmemiş oluruz hem de bereketi çoğaltırız. Ramazan'ın güzelliğini tadarken, iftar sofralarının lezzetini paylaşırken, aynı ortamda bulunmanın verdiği huzur gerçekten her şeye değer. Hele ki yerel belediyelerin açtığı iftar çadırları, sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği iftarlar… Hiç tanımadığımız insanlarla aynı sofrada buluşmak, aynı duayla oruç açmak… İşte bu, kültürümüzün en güzel değerlerinden biri. Tanımadığın birine uzanan el, komşunla paylaştığın lokma…

 

Ne kadar anlamlı ne kadar kutsal değil mi? Bugün itibarıyla Ramazan'ın on günü geride kaldı. Şurada yirmi günlük bir zaman dilimi kaldı ama inanın daha dün gibi. O kadar hızlı geçiyor ki… Bir bakıyoruz Ramazan gelmiş, bir bakıyoruz gidiyor. Ama ne güzel bir koşturma bu böyle? Hazırlıklar, telaşlar, heyecanlar… Eşimizle, dostumuzla, komşumuzla bir arada olmanın verdiği sıcaklık… Belki normal zamanda bu kadar sık bir araya gelemiyoruz ama Ramazan vesile oluyor, gönüller birleşiyor.

 

 Aile sofraları büyüyor, anlam kazanıyor. Dün akşam benim de misafirlerim vardı. İnanır mısınız, sadece hanım misafirlerimizle üç masaya ancak sığdık. Üç ayrı masada da aynı muhabbet, aynı neşe, aynı huzur vardı. İnanılmaz güzel bir ortamdı. Eminim sizler de evlerinizde bu güzellikleri yaşıyorsunuz. İşte Ramazan böyle bir şey; sofraları değil gönülleri birleştiren, kalpleri yakınlaştıran bir rahmet iklimi. Ne güzel ne güzel…

 

Gerçekten güzel duygular, güzel hisler bunlar. İnşallah Rabbim, bu güzel ayı hep birlikte daha nice Ramazanlara sağlıkla, huzurla, bereketle ulaşmayı nasip eder.

Âmin. 

asicieminebetul@gmail.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum