içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

KAHVE MOLASI: DENİZ DERYA OLMUŞ

 

DENİZ DERYA OLMUŞ

Onu ilk gördüğüm o günü, sanki dün gibi, yüreğimin en kıymetli köşesinde saklıyorum. Yine harika, dopdolu, neşeyle çınlayan bir etkinlikteydik. Her yer hareketliydi ve ortada koşturan, gerçekten de çok özel ve enerjik birisi vardı. “Bu kim?” diye sordum, merak içinde. Dediler ki: “Deniz Müdür.” “Deniz Müdür de kim?” diye sordum bu kez, gülümseyerek. “Kartal Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Deniz Karacan,” dediler.

 

Ama burada latife etmek gerekirse, içimden “Müdür mü?” diye güldüm, çünkü gördüğüm manzara o kadar sıradışı, o kadar mütevazı ve o kadar yürek doluydu ki… Karşımda gördüğüm pozisyon, gerçekten görmeye değer, şahane, eşsiz bir şeydi. Ne mi yapıyordu bu değerli müdür? Elinde masalar, onları bir oraya bir buraya yerleştirmeye çalışıyor, sandalyeleri taşıyor, örtüleri özenle düzeltiyor, her şeyle bizzat ilgileniyordu. Hiçbir işten kaçmıyor, en küçük ayrıntıyı bile ihmal etmiyordu. Ve herkes gelip ona bir şeyler soruyor, o herkese tek tek, sabırla, güleryüzle ve içtenlikle ilgileniyordu. Evet, bir müdür – ama her gün rastlayamayacağınız, fevkalade bir müdür!

 

İnsanların içinde, halkla, kadınlarla bire bir, adeta onlarla et ve tırnak olmuş, kendini onlar için adamış, yeri geldiğinde koşturan, yeri geldiğinde omuz veren, yeri geldiğinde yürek veren bir müdür. Hani müdür dediğimizde aklımıza genellikle koltuğuna kurulmuş, emir yağdıran, mesafeli bir figür gelir. Ama Deniz Müdür’ün bununla uzaktan yakından alakası yoktu. O, alçakgönüllülüğün, fedakârlığın ve insan sevgisinin tam kalbinde duruyordu.

 

O günden sonra birçok etkinlikte bir araya geldik, her seferinde hayranlığım katlandı. Ben onu her zaman koşturan, masa çeken, sandalye çeken, örtü düzelten, insanlarla birebir konuşan, onlarla ilgilenen, dert dinleyen, adeta bir dert anası, bir gönül doktoru olarak gördüm. Ne büyük bir özveri, ne büyük bir yüce gönüllülük! Ve işte o kadınların ruhuna, yüreğine ektiği tohumları günler geçtikçe öyle güzel, öyle bereketli yeşertti ki, ondan öyle güzel, öyle samimi dönüşler aldık ki…

 

Geçen hafta müdürümüzün doğum günüydü. İnanın, ben bu yaşıma geldim, nice doğum günleri gördüm; ama böyle bir doğum günü kutlaması, böyle bir sevgi seli, böyle bir ilgi ve alaka – hem de içten, samimi, gösterişten uzak, yürekten gelen bir ilgi ve alaka – ilk defa Deniz Müdür’ümde gördüm. O gün herkesin gözünde yaş vardı, herkesin yüreğinde minnet. Çünkü o, insanların yüreklerine dokunmuştu. Şimdi artık o insanlar da onun yüreğine dokunma zamanının geldiğini düşünmüşlerdi.

 

O bir anneydi, bir eşti, bir gelindi, bir müdürdü. Ama o her zaman kadınların yanında olan, kadınlara destek olan, onlara umut olan, onlarla birlikte koşturan, birlikte ağlayan, birlikte gülen ve en önemlisi gönüllülere taht kuran bir müdürdü. O, sadece bir yönetici değil; ilham kaynağı, yol gösterici, sıcacık bir yürek.

 

Deniz gözlüm, kıymetli müdürüm, … Sen gerçekten çok özel, çok güzel, çok nadide bir insansın. Bu sevgiyi, bu saygıyı, bu hayranlığı kat be kat fazlasıyla hak ediyorsun. Yaptığın bu hizmetler, ortaya koyduğun bu eşsiz çaba, çalışanlarınla kurduğun o sıcacık, güven dolu bağ… Tabii ki bu bir ekip işi, hiçbir zaman tek başına yapılmaz böyle güzel şeyler. Ve o kadar güzel, o kadar özverili, o kadar kıymetli bir ekibin var ki, gerçekten çok seviliyorsun. Ama o ekibin en parlak yıldızı, en ilham veren kalbi sensin. Sen bu sevgiyi, bu takdiri fazlasıyla hak ediyorsun.

 

Yine bu hafta sonu, en son yapılan o muhteşem etkinlikte beraberdik. İnanın, o halkın içinde, kadınların arasında, insanlara karşı tavrı, sanki yıllardır aynı evde yaşadığı annesi, ablası, evlatlarıyla birlikte dışarı çıkmış da “Hadi şöyle bir dolaşalım, sohbet edelim” havasındaydı. Öyle samimi, öyle doğal, öyle candan bir ortamdı ki… Bir insanın yüreği ancak bu kadar güzel, ancak bu kadar saf, ancak bu kadar sevgi dolu olabilir. Bir insan etrafına ancak bu kadar ışık, ancak bu kadar huzur, ancak bu kadar pozitif enerji saçabilir.

 

Evet, Deniz gözlüm, sevgili müdürüm, yüreği altın gibi parlayan kadın… Gerçekten çok seviliyorsun ve sen bu sevgiyi, bu güzel dilekleri, bu içten duaları kat be kat fazlasıyla hak ediyorsun. Her daim yolun açık, her daim başın dik, her daim yüreğin ferah olsun inşallah. Bundan sonra en güzel günlerde, en coşkulu buluşmalarda yeniden seninle birlikte aynı yollarda yürümeye, aynı heyecanla çalışmaya, aynı sevgiyle kucaklaşmaya… Kadınlar her zaman var, kadınlar her zaman seninle. Sen bizleri bırakmadığın sürece, bizler seni asla ve asla bırakmayacağız, unutma.

 

Ne mutlu ki senin gibi bir müdürümüz var. Ne mutlu ki senin gibi bir yüreğe sahibiz. Çok seviliyorsun, çok değerlisin, çok özelsin, Deniz gözlüm, müdürüm. Var ol, daima ol.

 

asicieminebetul@gmail.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum