-
Betül AŞICI
Tarih: 22-03-2026 12:22:00
Güncelleme: 22-03-2026 12:22:00
11 ayın sultanını, 11 ay boyunca hasretle bekledikten sonra bugün, yine hüzünle ama içimizde nice güzel anılarla uğurladık. Evet, bugün bayram… Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte evlerin içini bir telaş sardı; sofralar kuruldu, en güzel kahvaltılıklar çıkarıldı dolaplardan. O kahvaltı sofralarında aileler, çocuklar, eşler, büyükler… Hep beraber, yan yana, diz dize oturuldu. O bayramın tadına, o eşsiz lezzetine, o kocaman kalabalığın verdiği huzura doyasıya varıldı.
Hani deriz ya hep, içimiz cız ederek: “Nerede o eski bayramlar?” diye. İşte tam da öyle… Dedelerin, ninelerin baş köşede olduğu, amcaların, halaların, teyzelerin, kuzenlerin bir araya geldiği o büyük hanelerde kurulan sofralar… Eminim şu an bu satırları okuyanların içinde, o güzelliği yüreğinde yaşamış olanlar çoktur. O zamanlar sofralar sadece yemekle değil, gönül doluluğuyla donatılırdı. O kahvaltıların tadı damağımızda kaldı, o sohbetlerin sıcaklığı yüreğimizde…
Şimdilerde ise aile yapımız küçüldü, çekirdek aileye sığındı çoğumuz. Kahvaltılar daha sade, daha hızlı geçiyor. Çok nadir de olsa anneanneler, dedeler, babaannelerle bir araya gelip o eski günleri aratmayan sofralara oturuyoruz ama ne yazık ki her bayramda o kalabalık neşeyi yakalamak zor. İçimizde hep bir özlem var işte, “eski bayramlar” diye.
Düşünüyorum da… Çocukluğumda bayram demek, sokaklarda şeker toplamak demekti. Elimi uzattığım o rengârenk şeker kâğıtlarını biriktirir, onlarla oyunlar kurardım. Şimdi o kâğıtların renkleri bile aklımda… Hani belki o şekerlerin tadını unuttum ama o renklerin bende bıraktığı mutluluk unutulmaz. Gece yatarken bayramlık kıyafetimi yanı başıma koyar, sabahın olmasını dört gözle beklerdim. El öpme sırasına girdiğimde içim içime sığmaz, aldığım birkaç kuruş harçlığın hesabını yaparken bile tarifsiz bir sevinç duyardım. O yıllarda belki çok paralar verilmezdi ama o küçük hediyelerin bile kıymeti büyüktü. Şimdi o günlere dönüp baktıkça anlıyorum ki bizi mutlu eden aslında verilenlerin miktarı değil, o anın saflığı, o masumiyetti.
Bayram sofraları her yörede farklı kurulur elbette, ama eski yıllarda sofraların bereketi tartışılmazdı. Bir misafir gelse de beş misafir gelse de on misafir gelse de sofraya ne konacağını kimse dert etmezdi. Çünkü evlerde her daim bir fazla yemek vardı, her daim misafire hazırlık yapılırdı. Sadece bir çeşit tatlı değil, üç dört çeşit tatlı, çorba, ana yemek, salata, meze… Bir kişi için de aynı özen, on kişi için de aynı cömertlik. O sofraların etrafında saatlerce oturulur, sohbetler geceye sarkardı. Şimdi öyle imkânlarımız var mı? Pek yok. Ama keşke olsa… Keşke o lezzetleri yeniden tadabilsek, keşke gelenimiz gidenimiz o kadar çok olsa da biz yine aynı telaşla koştursak, yine aynı sıcaklıkla misafir ağırlasak.
Günümüzün şartları malum… Çalışma hayatı, koşturmaca, şehirlerin kalabalığı… İnsanlar bayram tatillerini çoğunlukla dinlenmek, kaçmak, tatil yapmak için değerlendiriyor. Kimi haklı, kimi haksız… Aslında herkes kendince haklı. Çünkü herkesin yükü farklı, herkesin yorgunluğu farklı. Yine de içimde bir umut var ki, bir gün yine eski bayramların sıcaklığına, o içten sofralara, o uzun sohbetlere döneriz.
Evet, bugün bayram. Ve ben bu bayramda herkese yürekten bir şey dilemek istiyorum: Sevdiğinizle birlikte olmayı, küçük mutlulukların kıymetini bilmeyi, geçmişe özlem duyarken bugünü de dolu dolu yaşamayı… Herkesin bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Daha nice bayramlara, nice birlikte sofralara, nice candan gülüşlere… Bayramlarımız hep gönül doluluğuyla, sevgiyle, birlikte geçsin.
asicieminebetul@gmail.com
- KAHVE MOLASI: DENİZ DERYA OLMUŞ
- KAHVE MOLASI: KEŞKE DEMEDEN
- KAHVE MOLASI: VEFASİZMİYİZ!
- KAHVE MOLASI: BUGÜN BABA OLDUM
- KAHVE MOLASI: KADIN KADIN OLALI
- KAHVE MOLASI: HERŞEYE RAĞMEN BEN BİR KADINIM
- KAHVE MOLASI : İftar israf olmasın
- KAHVE MOLASI: HAYATIMIZ DİZİ OLMUŞ
- KAHVE MOLASI : HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN
- KAHVE MOLASİ : BOŞA GİDEN EMEKLERİMİZ
- KAHVE MOLASI:ŞALVAR DAVASI
- KAHVE MOLASI:KOPSUN KIYAMET