İRAN'A SALDIRIN ALTINDA YATAN ASİL NEDEN NE?
Ak Parti İstanbul Milletvekili Azmi Ekinci, son günlerde Dünya gündeminin en sıcak başlıklarından biri olan İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik saldırıları üzerine sosyal Medya hesabından çok çarpıcı bir değerlendirme yaptı. Ekinci, yaptığı uzun analizde bölgedeki savaşın arka planına, küresel güç dengelerine ve Orta Doğu’daki stratejik hesaplara dikkat çekerken özellikle İsrail’in bölgesel hedefleri ve Kürtler üzerinden yürütülebilecek olası senaryolar hakkında dikkat çekic
Ak Parti Milletvekili Azmi Ekinci, son günlerde Dünya gündeminin en sıcak başlıklarından biri olan İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik saldırıları üzerine sosyal Medya hesabından çok çarpıcı bir değerlendirme yaptı. Ekinci, yaptığı uzun analizde bölgedeki savaşın arka planına, küresel güç dengelerine ve Orta Doğu’daki stratejik hesaplara dikkat çekerken özellikle İsrail’in bölgesel hedefleri ve Kürtler üzerinden yürütülebilecek olası senaryolar hakkında dikkat çekici ifadeler kullandı. Paylaşım kısa sürede geniş yankı uyandırdı.
AZMİ EKİCİ'NİN O ANALİZİ !
Bugün sadece komşumuz İran’da değil, dört bir yanımızı ateş çemberine çeviren ABD–İsrail–İran savaşı 6. gününü geride bırakmış durumda.
28 Şubat’ta başlayan bu savaş, bu gidişle uzun süredir devam eden 3. Dünya Soğuk Savaşı’nın sıcak savaşa dönüşmesinin habercisi gibi görünüyor.
ABD ve İsrail ise her zaman olduğu gibi yine yalan ve manipülatif bilgilerle savaşın gerçek sebebini karartmaya çalışıyor.
Oysa savaşın asıl nedeni; sapkın teolojik hedefleri olan İsrail’in, Filistin’i tamamen ortadan kaldırdıktan sonra Orta Doğu’yu – sözde “Arz-ı Mev’ud” projesi kapsamında – ele geçirme hayalidir.
Uzun süredir ABD’yi arkasına alan İsrail, Gazze’de işlediği katliamlara karşı başta komşu ülkeler olmak üzere dünyadan, devlet düzeyinde itirazın ötesine geçen ciddi bir müdahale görmedi.
Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e, Katar’a ve İran’a saldırılar düzenledi; buna rağmen güçlü bir tepki ortaya konulmadı.
Bu sessizlikten cesaret alan İsrail, hedeflerine doğru adım adım ilerlerken, kendisine “dur” deme potansiyeline sahip ülkeleri de hedef tahtasına koydu.
Bu ülkelerin başında ise İran gelmektedir.
İsrail, İran tehdidinden kurtulabilmek için ABD’nin tüm gücüyle yanında olması gerektiğini çok iyi biliyor.
Bu yüzden ABD’yi doğrudan savaşın içine çekecek bir hamleye ihtiyaç duyuyor.
“12 Gün Savaşı” olarak anılan süreçte bunu denediler ancak istedikleri sonucu alamadılar.
Tam da bu noktada Epstein dosyaları yeniden gündeme gelmiş görünüyor.
Hatırlayalım:
Jeffrey Epstein, birçok iddiaya göre küresel ölçekte siyasetçileri, iş insanlarını ve elit çevreleri kapsayan karanlık bir şantaj ağının merkezinde yer alan bir isimdi.
Bu yapı;elit kesimleri tuzağa düşürmek,gizli kayıtlar almak,bu kayıtları şantaj ve baskı unsuru olarak kullanmak,
siyasi ve ekonomik tavizler koparmak gibi yöntemlerle çalışan bir küresel nüfuz ağı olarak anılmaktadır.
Bu bağlamda “Epstein rejimi” ifadesi; tuzak kuranlar ile tuzağa düşürülenler arasında şantaj ve çıkar ilişkisine dayalı bir güç düzenini ifade etmektedir.
Bugün ABD siyasetinin bazı yönlerinin bu tür güç ağlarının etkisinde olduğu ve bu etki altında bu savaşa girdikleri yönünde ciddi tartışmalar yapılmaktadır.
ABD’nin Kongreye haber vermeden savaşa dahil olması ya da müzakereler sürerken diplomatik hedeflerin vurulması gibi olağan dışı gelişmeler de bu tartışmaları daha da artırmaktadır.
TURNUSOL SÜRECİ
Bu savaş aynı zamanda birçok ülke ve toplum için bir turnusol kağıdı işlevi görmektedir:
•Olan bitene sessiz kalan Avrupa ülkeleri
•Tepkisiz kalan İslam ülkeleri
•Topraklarını bu saldırılar için kullandıran komşu devletler
•Sünni coğrafyada yeniden körüklenen Şii düşmanlığı
•Şii coğrafyada yeniden körüklenen Sünni düşmanlığı
Tarih bütün bunları kaydetmektedir.
Savaşın birkaç gün içinde biteceğini düşünen ABD ve İsrail ise hesaplarının tutmadığını görmüş olacak ki artık sürecin haftalar sürebileceğini dile getirmeye başladılar.
Bu durum ciddi bir panik ve telaşın işareti olarak görülüyor.
Öte yandan bazı marjinal grupların etnik kimlikler üzerinden-özellikle marjinal Kürt grupları-taşeronlaştırılmaya çalışılması da dikkat çekmektedir.
Bir Kürt olarak şunu hatırlatmak isterim:
Eğer söz konusu çevreler bu oyuna gelip küresel güçlerin paralı askeri hâline gelirse, bu durum tarih önünde büyük bir utanç olarak anılacaktır.
Selahaddin-i Eyyubi’nin torunlarının tükürüğünde boğulacaklar.
Tarih bunu da yazacaktır.
Kendi adıma; 1639’dan bu yana komşuluk hukuku içinde yaşadığımız İran’a yönelik bu saldırıyı, rejimi veya mezhebi ne olursa olsun, en sert şekilde kınıyor ve lanetliyorum.
Bu vesileyle ülkesini savunurken hayatını kaybeden başta Seyyid Ali Hamaney olmak üzere şehadete ulaşan tüm İranlılar için Allah’tan rahmet diliyorum.
İran halkının başı sağ olsun.
Tarih: 06-03-2026